Suat Özyönüm Eserleri

Suat Özyönüm, 1974 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümüne girmesiyle başlayan profesyonel sanat yaşamı boyunca, Darphane’deki çalışmalarının yanısıra, kişisel çalışmalarını da sürdürdü, heykel, resim ve madalyonlar üretti.

1979 yılında Osman Hamdi Heykel yarışmasında birincilik ödülüne layık görüldü. 1993 yılında Sadberk Hanım Müzesi’nde Özgün Madalyon ve Heykel Sergisi, 1994 yılında Foks Sanat Galerisi’nde heykel sergisi açtı. 2001 Akbank Sanat Merkezi’nde “Cumhuriyetin 78. Yılında Heykelle Buluşma” Sergisine katıldı.

Darphane'deki çalışmaları

tedavül ve hatıra paralar ile madalyonlar

kişisel çalışmaları

ahşap, bronz ve toprak heykelleri

kişisel çalışmaları

Özel üretim madalyonları

1993’te TRT’nin hazırladığı “Paranın Öyküsü” belgeseli için verdiği röportajda, Darphane’deki görevini şöyle anlatıyor Suat Özyönüm:

İşim para yapmak. Bana para tasarımı verildiği anda, ben kendi masama geçip bol bol desen çiziyorum, … ve düşünüyorum.

Düşüncemin özünde bütün Türkiye’deki insanlar bir bir geçiyor. Hakkari’deki, Van’daki, Elazığ’daki, Edirne’deki, ilkokul tahsilli, lise tahsilli, üniversite tahsilli, profesörü veya hiç okumamış olanı. Bütün bu insanlara seslenmek, bütün bu insanlara parayı benimsetmek düşüncesi çok hakim.

Nasıl Yapmalı? Öyle bir şey yapmalı ki, bu insanlar alsınlar, paraları kullansınlar ve benimsesinler. Günlük yaşamlarında kullansınlar. O zaman burada düşüncenin en önemli özü, kendi kültürümüzden yola çıkarak, birşeyler yapmak diye düşünüyorum.

İşte 1.000 Lira öyle meydana geldi. 2.500 Lira’da çınar yaprağı kullandım. Çınar yaprağı bizim için kendi kültürümüzde o kadar var ki. 5.000 Lira’da laleyi kullandım, gene kendi kültürümüzde var. Bakalım bundan sonraki paralarda ne gibi birşeyler çıkacak. Tabi ki o düşünceler sürekli çalışmayla oluşacak.

4. Boyut Plastik Sanatlar Dergisi Bülent Taka ile yaptığı röpörtajda “Türk paralarını yapmaktan müthiş gurur duyuyorum” diyen Özyönüm, “At Gözlüklü Adamlar“, “1 Kiloluk Aşklar“, “Çivi Adamlar” isimli heykel çalışmalarından bahsediyor ve eserlerinin tarzına dair soruya “Ben adını koymadan yapmaya çalışıyorum. Bence yaratım, adını koymadan yapıldığı zaman daha güzel, daha geniş persepektifli ve daha yaşamla özdeşleşen bir yanı var” diyor.